Dolar endeksi salı günü %0.5 yükselerek üç ayın en yüksek seviyesine ulaştı, bu gelişme eş zamanlıda spot altın fiyatlarını %4 düşürerek 20 Şubat'tan bu yana görülen en düşük seviye olan 5.136 dolar bandına çekti. Piyasa uzmanları, Orta Doğu'daki çatışmanın genişlemesiyle birlikte güvenli liman arayışının devam edeceğini, ancak kısa vadede doların gücünün altını baskıladığını belirtiyor. Altın, 29 Ocak'ta 5.594,82 dolarla tüm zamanların rekorunu kırmıştı ancak ardından gelen sert satışlarla yatırımcılar kârlarını realize etme eğilimine girdi.

Doların Yükselişi ve Faiz Beklentileri

Piyasadaki bu sert hareketin temelinde, küresel merkez bankalarının faiz indirimleri konusundaki beklentilerinin yeniden değerlendirilmesi yatıyor. Özellikle enerji ithalatçısı ülkelerde yeniden patlayan enerji fiyatları, faiz indirimleri ihtimalini zayıflattı. Bu durum, yatırımcıları dolar gibi daha likit ve güçlü bir varlığa yönlendirdi. Dolar endeksindeki bu %0.5'lik artış, üç ayın zirvesini işaret ediyor. Uzmanlar, bu durumun altın gibi emtialar üzerindeki baskıyı artırdığını, çünkü doların değer kazanmasının altının dolar cinsinden fiyatını düşürdüğünü vurguluyor.

Robert Gottlieb, eski bir değerli madenler uzmanı olarak, "Bu, kâr etmişseniz riski mümkün olduğunca azaltmanız gereken günlerden biri" diyerek yatırımcıları temkinli olmaya davet etti. Ancak Gottlieb'in altını vurguladığı kritik nokta şudur: "Temeller değişti mi? Hayır. Hâlâ kalıcı jeopolitik ve ekonomik belirsizlikler var." Bu, kısa vadeli satışların, uzun vadeli güvenli liman talebini ortadan kaldırmayacağını gösteriyor.

2026 Projeksiyonları ve Asya Talebi

BNP Paribas, bu hafta altın fiyatı tahminlerini güncelleyerek 2026 yılı ortalaması için %27'lik bir artışa gitti ve tahminlerini 5.620 dolara yükseltti. Banka, 2026 yıl sonuna kadar altının 6.250 doların üzerine çıkabileceğini öngörüyor. Bu, altının son bir yılda %64'lük bir artış kaydettiği ve 1970'ten beri geçen beş yıllık dönemlerde S&P 500 endeksinin düştüğü her seferinde altının değerinin arttığı tarihsel bir veriyle destekleniyor.

Piyasa analistleri, altının 5.100 dolar seviyelerine düşmesinin, özellikle Asya'dan gelen talebi çekeceğini öne sürüyor. Güvenli liman talebi devam ederken, bu seviyelerin bir alım fırsatı olarak görüldüğü belirtiliyor. Ancak, Cuma günü yapılan yoğun alımların ardından gelen satış baskısı, pazarın son haftasında daha büyük bir satış dalgasına neden oldu. Bu satışların nedeni, ABD-İsrail'in İran'a yönelik hava operasyonlarının başlayacağı Cumartesi öncesi oluşan belirsizlik ve kâr realizasyonlarıydı.

Hisse Senetleri ve Tahvillerdeki Düşüşün Etkisi

Altın üzerindeki baskı, sadece doların gücünden değil, hisse senedi ve devlet tahvillerindeki satışlardan da kaynaklanıyor. S&P 500 endeksi %1.5 düşüş yaşadı. Hisse senetlerinde sert düzeltmeler, yatırımcıları nakit sıkışıklığı yaşamaya itiyor. Bu durum, brokerlara teminat depozitosu olarak nakit aktarmak için güvenli liman varlıklarını, yani altın gibi metalleri satmaya zorluyor. Adrian Ash, BullionVault araştırma başkanı olarak, "Yılbaşı öncesinden bu yana altın uzun pozisyonunda olanlar, hisse senetlerindeki marj çağrıları karşısında bu kârları realize edebilir" yorumunu yaptı.

Yatırımcılar, S&P 500'ün 2025'teki güçlü performansına karşı endişelenerek altın gibi emtialara yönelmişlerdi. Ancak günlük ve aylık bazda performansın bir para atışı gibi değişkenlik gösterdiği de bir gerçek. Ash, "Eğer bu savaş, tanrı korusun, uzarsa altının güvenli liman olarak uzun vadeli cazibesi yenilemez" diyerek, kısa vadeli volatiliteye rağmen uzun vadeli stratejinin değişmediğini hatırlattı. Altın, son bir yılda %64 yükseldi ve yatırımcılar, hisse senedi piyasasındaki belirsizlikler nedeniyle bu varlığa olan güvenlerini korumaya devam ediyor.

Özetle, piyasa şu an bir denge arayışında. Doların gücü ve hisse senetlerindeki düşüş, altın fiyatlarını kısa vadede baskılasa da, jeopolitik riskler ve enflasyon koruma ihtiyacı, altının uzun vadeli değerini korumaya devam ediyor. Yatırımcılar, 5.100 dolar seviyelerindeki bu düşüşü, Asya'dan gelecek talebi ve uzun vadeli tahminleri göz önünde bulundurarak bir fırsat olarak değerlendirebilirler. Ancak, piyasaların ne kadar hızlı tepki vereceği ve faiz politikalarının nasıl şekilleneceği, önümüzdeki günlerin en kritik sorusu olmaya devam ediyor.

İlk yayın: Investing.com | Analiz ve yorum: Rumour Team Türkiye