ABD ve İsrail'in ortak saldırıları, İran İslam Cumhuriyeti'nin Supreme Leader (Yüce Lideri) Ayetullah Ali Hamenei'yi öldürdü. Bu gelişme, 1 Mart 2026'dan önceki hafta sonu gerçekleşen ve bölgede büyük bir gerilim yaratan olayların merkezinde yer alıyor. Hamenei'nin ölümü, sadece bir lider kaybı değil, İran rejiminin çöküşüne yönelik kapsamlı bir stratejinin ilk adımı olarak yorumlanıyor. ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı video mesajda hedeflerinin "tehlikeli ve sert bir grup olan İran rejiminden gelen acil tehditleri ortadan kaldırmak" olduğunu net bir dille ifade etti.

Analistler, bu saldırıların tek bir eylem değil, İran rejimini yıkmayı hedefleyen sürdürülebilir bir askeri kampanyanın başlangıcı olabileceğini uyarıyor. Rexon Ryu, The Asia Group Başkanı, ABD ve İsrail'in saldırı ölçeği ve rejim değişikliği hedefi nedeniyle çatışmanın hızla ve öngörülemez bir şekilde tırmanabileceğini belirtiyor. İran'ın artık elindeki tüm seçenekleri kullanabileceği ve bunun bölgesel hatta küresel bir tırmanışa yol açabileceği konusunda endişeler artıyor.

**Komuta Zinciri ve Rejim Çöküşü Stratejisi**

Önceki yılın Haziran ayında gerçekleşen 12 günlük savaşta hedeflenen nükleer tesisler yerine, şimdi strateji tamamen farklı. Cornell Üniversitesi'nden askerî tarih profesörü David Silbey, bu kampanyanın nükleer programdan ziyade komuta ve kontrol merkezlerine, karargahlara ve liderliğe yönelik çok daha geniş kapsamlı bir operasyon olduğunu vurguluyor. Silbey, ABD'nin kara kuvvetleri kullanmadan rejimin yerinden edilmesi hedeflendiğini, bunun ya halk ayaklanması ya da saray darbesi yoluyla gerçekleşmesini beklediklerini söylüyor.

Ancak rejim tehdit altında hissettiğinde daha sert tepki verebilir. Silbey, İran'ın İsrail ve ABD askeri üslerine, Basra Körfezi'ndeki gemilere füze saldırıları düzenleyebileceğini veya Orta Doğu, Avrupa ve ABD'de terör operasyonları başlatabileceğini belirtiyor. Bu durum, İran'ın saldırılara karşı direnç göstermek yerine, rejimin varlığı için son bir çaba sarf edebileceği anlamına geliyor.

**Bölgesel Yayılma ve Küresel Güç Dengeleri**

Çatışma hızla Körfez bölgesine yayıldı. İran füzeleri İsrail'in yanı sıra ABD varlıklarına ev sahipliği yapan hava üslerine sahip Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Ürdün'ü de hedef aldı. The Asia Group'un başı Aysha Chowdhry, yıllarca süren İran'ın Körfez ülkeleriyle gerilimi azaltma çabalarının sona erdiğini, bu dönemin bittiğini ifade ediyor.

Uluslararası tepkiler ise karmaşık bir tablo çiziyor. Rusya ve Çin, ABD'yi kınayan açıklamalar yapmış olsa da, analistler bu ülkelerin anlamlı bir malzeme desteği sunacak durumda olmadığını belirtiyor. Özellikle Çin'in konumu kritik. 2025 yılında Çin, Tahran'ın ihraç ettiği petrolün %80'inden fazlasını satın almış ve deniz yoluyla ithal ettiği ham petrolün %13.5'ini İran'dan karşılamış durumda. Bu, İran için hayati bir ekonomik omurga. Ancak, Çin'in sert bir destek yerine diplomasiyi teşvik etmesi dikkat çekici. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, ABD ve İsrail'den bölgedeki askeri eylemleri "derhal durdurmasını" ve İran'ın egemenliği ile toprak bütünlüğünü "saygı" etmesini talep etti.

**Diplomasi ve Gelecek Görünümü**

Ekonomik ve siyasi etkileşimler devam ediyor. ABD Başkanı Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 4 Şubat'ta gerçekleştirdikleri telefon görüşmesinde İran, Tayvan ve ticaret konularını tartıştılar. Trump'ın Çin'e Mart 2026'nın ilerleyen günlerinde planlanan ziyareti, bu gerilimli dönemde önemli bir diplomatik hamle olarak görülüyor. Chatham House'dan araştırmacı Ahmed Aboudouh, Pekin'in İran konusundaki mesajlarını yumuşatarak, kendi çıkarları olan Tayvan ve ticaret konularında ABD'den tavizler almayı hedefleyebileceğini düşünüyor.

**Piyasalara Etkisi: Korku ve Belirsizlik**

Bu jeopolitik fırtına, küresel piyasalarda derin bir korku dalgası yarattı. Piyasa duyarlılık endeksi şu anda 100 üzerinden 14 puanla "Aşırı Korku" (Extreme Fear) bölgesinde. Bu durum, yatırımcıların risk iştahının neredeyse sıfırlandığını gösteriyor. Döviz piyasalarında, 1 ABD Doları 43.96 Türk Lirası, 1 Euro ise 51.90 Türk Lirası seviyesinde işlem görüyor. Petrol fiyatlarında yaşanacak olası bir darbe, enflasyonist baskıları artırabilir ve Türk Lirası üzerindeki baskıyı daha da güçlendirebilir. Kripto paralar da bu belirsizlikten nasibini alarak değer kaybetme eğilimi gösteriyor. Bölgede bir genişleme ihtimali, enerji arz güvenliğine doğrudan tehdit oluşturuyor ve küresel tedarik zincirlerini sarsma potansiyeli taşıyor. Şu an için netleşen tek şey, İran'ın elindeki tüm seçenekleri kullanmaya hazır olduğu ve ABD'nin rejim değişikliği hedefini kararlılıkla sürdürdüğü. Gelecek haftaların, bölgedeki dengeyi yeniden kurup kurmayacağının veya yeni bir savaşın fitilini ateşleyip ateşlemeyeceğinin belirleyicisi olacağı görülüyor.

İlk yayın: CNBC | Analiz ve yorum: Rumour Team Türkiye