133 kardinalin katıldığı ve dünyanın en gizli seçimlerinden biri olarak kabul edilen konklav, Mayıs ayının başında yaşanan beklenmedik bir güvenlik açığıyla gölgelenirken, tarihin ilk ABD'li papası olan Leo XIV'ün seçimiyle sonuçlandı. Vatikan'ın Sistine Şapeli'ne yerleştirilen sinyal bozma (jamming) ekipmanlarına rağmen, bir kardinalin cebindeki aktif cep telefonu, 7-8 Mayıs tarihlerinde gerçekleşen bu iki günlük toplantıyı şaşırtıcı bir şekilde kesintiye uğrattı.

Gizli Toplantıda Açığa Çıkan Güvenlik Açığı

Vatikan'ın en kutsal mekanlarından biri olan Sistine Şapeli'nde, dışarıyla iletişimi kesmek için özel olarak donatılan sinyal bozma cihazları çalışırken, güvenlik görevlileri aniden aktif bir cep telefonu sinyalini tespit etti. 1.4 milyar üyeli kilisenin liderini belirlemek için toplanan 133 kardinal, birbirlerine inanamış bakışlarla baktıktan sonra, cihazı taşıyan ve durumu "şaşkın ve üzülmüş" olarak tanımlanan yaşlı bir kardinalin cihazı teslim etmesiyle kriz çözüldü. Yazar Gerard O'Connell ve Elisabetta Pique'nin kaleme aldığı "The Election of Pope Leo XIV" adlı yeni kitap, bu anı "modern konklavlar tarihinden önce görülmemiş, bir film senaryosu için bile hayal edilemez" olarak nitelendiriyor.

Kardinalin neden telefonunu yanına aldığını veya herhangi bir casusluk niyeti taşıyıp taşımadığını kitapta belirtmiyor. Ancak, konklav kuralları gereği kardinalin dış dünyayla iletişim kurmaması ve tüm iletişim cihazlarını teslim etmesi zorunluluğu, bu olayın ciddiyetini bir kez daha ortaya koyuyor. Vatikan Basın Ofisi, kitabın yayımlanması üzerine bir yorum yapmaktan kaçındı.

Coğrafi Çeşitlilik ve Beklenmedik Kazanan

Bu konklav, 70 ülkeden kardinalin katılımıyla tarihin en coğrafi çeşitliliğe sahip toplantısı olarak kayıtlara geçti. Bu durum, seçimin Asya veya Afrika kökenli bir kardinal tarafından kazanılacağı yönünde yoğun spekülasyonlara yol açtı. Ancak kitap, bu bölgelerden adayların beklenen desteği alamadığını ortaya koyuyor. Özellikle Filipinli Kardinal Luis Antonio Tagle, seçim öncesi favori gösterilse de, konklav boyunca aldığı oy sayısı 10'un altında kaldı.

İlk oylama, 7 Mayıs akşamı yapıldı. Bu aşamada, kilise çevreleri dışında neredeyse bilinmeyen ABD'li Kardinal Robert Prevost, 20-30 oy alarak şaşırtıcı bir performans sergiledi. İtalyan Kardinal Pietro Parolin'in de öne çıkan bir aday olduğu belirtilse de, Prevost'un yükselişi dikkat çekiciydi. 8 Mayıs öğleden sonra yapılan dördüncü oylamada, Kardinal Prevost 108 oy alarak kazanan ilan edildi ve Papa Leo olarak taçlandı. Böylece, 12 yıl süren Papa Francis'in liderliğinin ardından, kilisenin başına geçen ilk ABD'li pontif olarak tarihe geçti.

Seçim sürecinin son anlarında, Kardinal Tagle, oyların sayıldığı sırada Prevost'un yanında oturdu ve boğazını rahatlatacak bir öksürük şurubu (cough drop) sunarak geleceğin papasına destek verdi. Bu detay, seçim atmosferindeki gerginliğin ardından gelen samimi bir anı olarak kayıtlara geçti.

Yeni Dönem ve Küresel Etkiler

Papa Francis'in Nisan ayında, 12 yıllık liderlik döneminin ardından vefat etmesiyle başlayan süreç, kilisenin yönünü belirleyen bu kritik seçimle nihayet netleşti. ABD'li bir papaya sahip olmak, kilisenin küresel siyaset ve diplomasi alanındaki duruşunda yeni bir dönemin başlangıcı olarak yorumlanıyor. Özellikle ABD'nin Katolik nüfusu ve siyasi ağırlığı göz önüne alındığında, bu seçim kilisenin uluslararası etkileşimlerinde yeni bir sayfa açabilir.

Seçim sürecinin detaylarının, katılımcı kardinaların izni olmadan açıklanması yasak olsa da, gazeteciler yıllar içinde bu tür bilgileri yavaş yavaş ortaya çıkarabiliyor. Bu kitap, katılımcı kardinalarla yapılan röportajlara dayanarak, kilisenin en gizli seçimlerinden birinin perde arkasını ilk kez geniş kitlelere sunuyor. Yeni Papa Leo'nun liderliği, 133 kardinalın oylamasıyla belirlenen bu zorlu süreçten sonra, kilisenin yeni bir dönemeçte olduğunu gösteriyor.

İlk yayın: Investing.com | Analiz ve yorum: Rumour Team Türkiye